Nedenleri - Belirtileri - Tedavisi - Sebepleri

Bebekleri ve çocukları karanlıkta uyutmak gerekiyor

admin Bilgiler Haziran 24th, 2010 |  Yorum yok »

uzmanlara göre; çocuklarımızı karanlık ortamda uyutmak gerekiyor..!
null

Çocuğunuz gözlerini yumduğu anda gece lambalarını kapatın. Karanlıkta uyuyan çocuklar çok daha sağlıklı büyüyor. Ayrıca, karanlıkta uyumak herkesi kanserden koruyor… Nöroloji Uzmanı Dr. Melih Vural uyuyan çocuklar için en güzel rüya formüllerini verdi ve ekledi: Sağlıklı uyku, minik bedenlerin hayat başarısını da etkiler…

Çocuklar uyuyarak büyüyor ama onların da pek çok uyku sorunu oluyor. BSK Lara Hastanesi Nöroloji Uzmanı Dr. Melih Vural çocukların sağlıklı uyumasıyla ilgili soruları yanıtladı:

Gece lambası açık olmadan uyumak istemeyen çocuklara bu konuda izin verilmeli mi?
Yatak odasının sessiz, uyumaya uygun sıcaklıkta ve karanlık olması tercih nedenidir. Büyüme hormonları karanlıkta çalışır. Ayrıca karanlıkta uyuyan çocukların daha az kanser riski yaşadıkları, araştırmalarla kanıtlandı. Ancak çok gerekli durumlarda az ışık veren bir gece lambası kullanılabilir. Çocuğunuz uyuduktan sonra gece lambasını kapatın.

KARANLIK YARARLIDIR
Gece yatarken açık bırakılan ışığın vücut üzerine etkisi var mıdır?
Gece ışık almanın uyku düzeni ve genel sağlık üzerine olumsuz etkileri konusunda birçok çalışma yapılmıştır. Bu çalışmalara göre gece uyuma saatlerinde ışığa maruz kalmak; gece salgılanan ve antioksidan, bağışıklık sistemini düzenleyici ve kan yapıcı özellikleri olan melatonin hormonunun salgılanmasının azalmasına, sirkadyen ritim bozukluklarına yol açmaktadır. Özellikle gece vardiyası çalışanları bu konuda daha büyük risk almaktadırlar. Hem sirkadyen ritim bozulması hem de melatonin salgısının azalması; kadınlarda göğüs kanseri, adet düzensizlikleri, hamile kalmak ile ilgili sorunlara neden olabilir. Erkeklerde ise prostat kanserine yatkınlığı arttırır. Doğuştan kör olan kimselerde bu kanserlerin daha az görülmesi de, ışığa uygunsuz zamanlarda uzun süre maruz kalmanın; sağlık üzerindeki olumsuz etkilerinin doğruluğunu desteklemektedir.

SINAV İÇİN DÜZENLİ UYKU
Stres nedeniyle sınav öncesi uyuyamayan çocuklara ne önerirsiniz?
Her türlü stres faktörü, özellikle uykuya dalmayı güçleştirir. Bu durumla baş etmek için psikolojik yardımın yanı sıra doktor kontrolünde çocuk için bile bazı ilaçlardan yararlanılabilir. Ancak yatmadan önce çok yemek yemekten kaçınıp, rahatlatıcı bir bitki çayı ya da süt içerek uykusunu düzenlemeye çalışırsa bu formül ona hayat boyu çok daha yardımcı olur.

Üniversite sınavına hazırlanan çocukların gece yarılarına kadar çalışmalarını önerir misiniz?
Uyku süreleri kısalır. Yetersiz uyku süresi bu kez gündüz öğrenme performansını, algılamayı, okul başarısını düşürür. Bu kısır döngü, sınav tarihine kadar böylece sürebilir. Oysa sınav öncesi dönemlerde akılcı bir yaklaşımla ders çalışmak, düzenli uyumak performansı artırır. Ders konularının algılanmasını kolaylaştırır ve zaman kazandırır. Bu nedenle, en yüksek verimlilik tüm yıl boyunca uyku hijyen kurallarına uyan, düzenli ders çalışan öğrencilerde görülür. Ders başarısı, algılama yeteneği düşük çocukların başka bir uyku bozukluğu hastalığı yoksa; uyku hijyeni açısından bilgilendirilmesi iyi olur.

TATİLDE GEÇ KALKILMAZ
Yaz tatilinde çocuklarımın istedikleri zaman yatıp kalkmalarına izin vermeli mi?
Sağlıklı uyku için bazı kurallar vardır. Bu kuralların toplamına ‘uyku hijyeni’ adını veriyoruz. Uyku hijyeni; sabah kalkış saatini sabit tutmak, akşam saatlerinde çay, kahve, kola ve çikolata gibi kafein içeren yiyecekleri tüketmemek ile sağlanır. Akşam yemeğini hafif yemek, uyuyamadığımızda yatağı terk etmek, yatak odası dışında koltuk ya da kanepede uyumamak; uyku hijyeni kuralları arasında yer alır. Bu kurallar tatilde de geçerlidir. ‘Nasıl olsa tatil, çocukları çok sıkmamak gerekli’ anlayışı, onların düzenli alışkanlıklarını kaybetmesine neden olabilir. Ders yılı başlayınca birden adapte olamayabilirler. Bu da okul başarısına ciddi şekilde yansır. O nedenle yatma ve kalkma saatleri konusunda yaz tatilinde de dikkatli davranılmasını öneririm.

AZ UYUYAN ÇOCUK ANNE YATAĞI İSTER
Çocukların anne babalarının yatağına gelmesi doğal mıdır?
Yatak paylaşımı, oldukça sık rastlanan bir sorundur. Yapılan çalışmalar ebeveynleri ile yatak paylaşan çocuklarda uyku süresinin daha kısa olduğunu saptamıştır. Gece daha çok sayıda uyandıkları ve uyandıktan sonra yardımsız olarak yeniden uykuya dalmakta zorlandıkları da bilinmektedir. Bu tür durumlar bilişsel-davranışçı tedaviler uygulanarak tedavi edilir. Bu durum sık sık yaşanmaya başladıysa ‘geçer’ diye bakmamak gerekir. Gece yanınıza geldiğinde onu kendi yatağına götürün. Birlikte uyumak yerine o uyuyana kadar başında bekleyin. Böylece yeniden bir alışkanlık kazanmasına imkan verin. Sa bırlı olmak önemlidir.

HANGİ YAŞTA NE KADAR UYUMASI GEREK?
Yenidoğan (1-2 aylık): 10.5-18 saat
Bebek (3-11 aylık): 10-14 saat
Çocuk (1-3 yaş): 12- 14 saat
Okul öncesi (3-5 yaş): 11-13 saat
Okul çağı (5-12 yaş): 10-11 saat
Ergenlik dönemi (12-18 yaş): 8.5- 9.5 saat
Yetişkin (18 yaş sonrası): 7.5-8.5 saat

GÜNDÜZ UYKUSU DA YAŞA GÖRE DEĞİŞİYOR
1-4 AY: Bebeklerde en uzun uyku süresi, ortalama 6 saattir ve her gün 14-15 saat arasında uyurlar. Uzun süreli uykularını gece uyumaya başlarlar.
4-12 AY: 14-15 saat kadar uyurlar. Çoğunlukla saat 09.00 civarında bir; 12.00-14:00 arası bir veya iki saat uyuma eğilimindedirler.
1-3 YAŞ: Günde ortalama 12-14 saat kadar uyur ve en fazla bir kez gündüz uykusu uyumaya başlarlar.
2-3 YAŞ: Günde bir kez 1-3.5 saat gündüz uykusu uyur. Genellikle akşam 19.00- 21.00 arası yatıp, 06.00- 08.00′de uyanırlar.
3-6 YAŞ: Günde ortalama 10-12 saat uyurlar. Genellikle akşam 19.00-21.00 arasında yatar, 06.00-08.00 saatleri arasında uyanırlar. Gündüz uykuları giderek kısalır ve beş yaşındaki pek çok çocuk gündüz uyumaz.

BEŞ YAŞINA KADAR SİESTA YAPMASI ŞART
Çocuklar tatile gittikleri zaman öğlen uykusuna yatırılmalı mı?
Genel olarak çocukların 5 yaşına kadar gündüz uyumaya ihtiyaçları vardır. Dolayısıyla tatilde ya da evde, çocukların bu ihtiyacı uygun bir biçimde karşılanmalıdır. Yeni doğanların biyolojik saati henüz oluşmadığı için uykuları gece-gündüz çevriminden bağımsızdır. Ancak çocuklarınıza bu alışkanlığı kazandırmak için zorlamak yerine onun bu uykudan zevk almasını sağlayabilirsiniz. Öğlenleri masal okuyarak uyutmak yararlı olabilir.

Hafta sonunda “Yatağına git” diye zorlamak doğru değil mi?
Uyku; yaşamın devamı için şarttır. Uyumanın da bazı kuralları vardır ve bu kurallar hafta sonu, tatil vb. nedenlerle değiştirilmemelidir. Bu nedenle gerekirse çocuğun hafta sonunda da her zamanki yatış saatinde yatması sağlanmalıdır.

ÇOCUKTAN KORKMA SAYIKLAYAN
Çocukların uykusunda sayıklamaları, şayet altta yatan ve tedavi edilmesi gereken başka bir uyku hastalığı yoksa, tedavi gerektirmez. Yaşın ilerlemesi ile kendiliğinden ortadan kalkabilir. Sayıklama; karşılıklı konuşma, ağlama ya da gülme şeklinde olabilir. Genellikle ertesi sabah hatırlanmaz. Stres, ateş, uyku terörü ve uykuda solunum bozuklukları sayıklamayı tetikler. Endişeye gerek yoktur.

sabah.

2010 yılı için doktorlarımızdan altın değerinde tavsiyeler

admin Bilgiler Haziran 18th, 2010 |  Yorum yok »

doktorlarımızddan sizlere yararlı bilgiler (2010)

2010′da ailenizin sağlık koçu siz olun. Peki bunu nasıl yapacaksınız? Sağlıklı bir yıl geçirmek için neler yapmanız gerektiğini biliyor musunuz? Türkiye’nin en ünlü ve başarılı doktorları kalbinizi, vücudunuzu ve seks hayatınızı daha da sağlıklı kılmak için yeni yıla özel sağlık tüyoları verdi.

YEMEKLERİNİZİN RENGİNİ DEĞİŞTİRİN
Prof. Dr. Bingür Sönmez Kalp Cerrahı
Tükettiğiniz besinlerin rengini değiştirin!
Yeni yılda kalp sağlığınız için daha önceki beslenme alışkanlıklarınızı bir kenara bırakarak, sağlıklı beslenme kararı alın. Kırmızı et alışkanlığından vazgeçin. Yeni yılda tükettiğiniz etin rengi ‘beyaz’ olsun. Kırmızı et yerine, balık, hindi ve tavuk yiyin. Düşük kalorili sebze ve meyveler, kalp hastalıklarına karşı koruyucu maddeler içerirler. Günde beş porsiyon sebze ve meyve tüketin. Beyaz un yerine işlenmemiş buğday unu (kepekli) tercih edin.
Çocuklarınıza sofra alışkanlığı kazandırın!
Köfte-pilavdan başka yemek yemeyen, fast-food alışkanlıkları olan ve yemek seçen çocuklarınıza, sofra alışkanlığı kazandırın. Onlara bamya, fasulye, salata ve meyve yemesini öğretin.

DAHA FAZLA HAREKET ŞART
Belinizi inceltin! Komşunuzun diyet listesinden uzak durun!
Yağların karın çevresinde toplanmasının özellikle kalp-damar hastalığı riskini artırdığını ve bel çevresinin kadınlarda 88, erkeklerde 102 santimi geçmemesi gerektiğini aklınızdan çıkarmayın. Yeni yılda belinizi inceltin, kilo verin. Kilo verirken komşunuzun diyet listesini değil, diyetisyenin size önerdiği listeyi dikkate alın.
Menopozu geciktirin!
Östrojen hormonu, kadınları damar sertliğine karşı korur. Ancak menopozla birlikte östrojen hormonu ortadan kalktığı için kadınlarda anormal bir damar sertliği süreci başlar. Bu nedenle menopozu geciktirici tedavi olun.
İş stresinden kurtulun!
Yeni yılda iş yaşamınız için yepyeni bir başlangıç yapın. Stresinizi 2009′da bırakın. İşinizde beceri ve olanaklarınızı zorlamayın. Ağır sorumluluk altına girmekten kaçının. 2010 sizin için hareketli bir yıl olsun. Tembellikten uzak durun. Yürüyüş yapın ve asansör yerine merdivenleri tercih edin.
Yeni yılda kolesterolünüzü ölçtürün!
Risk grubundaysanız 30, risk grubunda değilseniz 40 yaşında her yıl düzenli olarak yaptırmanız gereken; total kolesterol, HDL (iyi huylu kolesterol), LDL (kötü huylu kolesterol), trigliserid ve kan şekeri tetkiklerinizi yeni yılda mutlaka yaptırın. Kan yağları dışında düzenli olarak tansiyonunuzu ölçtürün. Hekim kontrolünde günde 100 mg aspirin alın.

AĞRI KESİCİ KULLANMAYIN
Prof. Dr. Münci Kalayoğlu Genel Cerrah
Karaciğeriniz için check up yaptırın!
2010 yılı, düzenli olarak check up yaptıracağınız yılların başlangıcı olsun. Özellikle daha önce yaptırmadıysanız; karaciğer testlerinizi mutlaka yaptırın. Karaciğer sağlığı için çok önemli olan bu testler, en küçük bir sorunu haber verebilir.
Yemeklerin tadı yağsız ve şekersiz de çıkar!
Yeni yıl, farklı beslenme alışkanlıkları kazandığınız bir yıl olsun. Yağlı, şekerli ve kalorili yiyecekleri bir kenara bırakın. Vücudunuzdaki yağlardan kurtulun. Fazla kilolar, her organa olduğu gibi karaciğere de zararlıdır, yağlanmasına zemin hazırlar. Karaciğer yağlanması da karaciğeri tahrip eder ve mutlaka tedavi edilmesi gerekir.

KARACİĞERE ÖNEM VERİN!
Ağrı kesicilere son verin
Yeni yılda ilaç kullanırken daha dikkatli olun. Karaciğerinize zararlı olan ilaçları kullanmayın. İlacı, gereksiz kullandığınızı düşünüyorsanız, mutlaka doktorunuza danışın. En küçük bir baş ağrısında bile başvurduğunuz ağrı kesicilerden uzak durun.
Hepatit B aşısı olun!
Dünyada iki milyardan fazla insan Hepatit B hastası ve 350 milyon insan da Hepatit B virüsü taşıyıcısı. Kronik taşıyıcıların yüzde 25′i siroz ve karaciğer kanserine bağlı hayatını kaybediyor. Yeni yılda Hepatit B tehlikesi ile karşı karşıya kalmamak için, 2010 ile birlikte mutlaka aşı olun. Aşı, sizi hepatit B hastalığına karşı korur.
Organlarınızı bağışlayın!
Yeni yılda organlarınızı bağışlayın. Sevdiklerinize de organ bağışının önemini anlatın ve bu bilinci kazanmaları için onları organ bağışında bulunmaya ikna edin. Organlarınızı toprağa gömmeyin. Cennetin sizin organlarınıza ihtiyacı yok ancak bu dünyada bir organla hayatı kurtulacak çok insan var.

ACELECİ OLMAYIN!
Yeni yılda aceleciliği bir kenara bırakın ve yavaş hareket etmeye çalışın. Çok çabuk karar veren, hızlı hızlı konuşan, merdivenleri birkaç basamak birden çıkmaya çalışan, sabırsız biriyseniz değişin. Olayları biraz da akışına bırakmayı öğrenin. Kendinizle, yaşamla, ailenizle ve dostlarınızla barışın. Daha yumuşak hareket eden, huzurlu biri olmak için yoga kursuna yazılıp, yoga yapın. Bu, sizin hem iç huzurunuzu hem de adım adım daha sakin biri olmanızı sağlayacaktır.

SEKS SÜRPRİZİ SEVER CİNSELLİĞE VAKİT AYIRIN
Prof. Dr. Halim Hattat Ürolog
1- Tek seferlik başarısızlığa takılmayın: Tek sefer başarısızlık, nihai sonuç değildir. Ancak devam eden cinsel sorunlarınız için doktora başvurun. Unutmayın ki, tüm cinsel sorunların bir tedavisi vardır.
2- Cinsel check-up yaptırın: Cinsel sağlık genel sağlığın bir barometresidir. Cinsel bölgelere giden damarlar çok küçük olduğundan genel sağlık sorunları, ilk olarak cinsel problemler şeklinde ortaya çıkabilir. Sertleşme sorunu yaşayan erkeklerde üç-beş yıl içinde kalp ve damar sorunları görülebilir. Bu nedenle yeni yılda mutlaka cinsel bir check up yaptırın.
3- Kadınlar, seksi boşvermeyin: Yapılan çalışmalar kadınların neredeyse yarısının bir cinsel sorun yaşadığını gösterdi. Burada bilinmesi gereken nokta, kadınlarda da erkeklerde olduğu gibi tüm cinsel sorunların bir tedavisinin olduğudur. Yeni yılda, cinsel sorunu olan kadınlar sessizce acı çekmek yerine doktora başvursunlar.
4- Sağlıklı Yaşam=Mutlu Cinsellik: Sağlıklı seks hayatı için her gün 30-35 dakikalık orta tempolu yürüyüşler yapın. Tükettiğiniz besinlerdeki trans ve doymuş yağ miktarını azaltın. Omega 3, meyve, sebze tüketiminizi artırın. Kadınsanız günde bir, erkekseniz günde iki kadehten fazla alkol almayın.
5- Sarılın, öpüşün: İlişkinin kalitesi ve mutluluk için öpmek, sarılmak ve okşamak da gereklidir. Bu nedenle, bu yıl cinsel dürtüler ve cinsel ilişki yanında, cinselliğin ’sensuality’ yani duygusal yakınlık kısmına da önem verin. Partnerinize ve cinselliğe vakit ayırın. Cinsel birleşmeyle sonuçlanmasa da cinsel hisleri ifade edin. Partnerinizle karşılıklı olarak duygu ve düşüncelerinizi paylaşın. Ayrıca cinsellik esnasında, sevdiğiniz ve tercih ettiğiniz davranışları belirtin.
6- Seks konuşun: Cinsel sorunlar çiftin ortak problemidir. Cinsel bir problem yaşadığınızda partnerinizin de etkilendiğini unutmayın. Onunla sorunlarınızı, hislerinizi, düşüncelerinizi paylaşın.
7- Yatak odanıza stresi sokmayın: Yüksek stres düzeyi; gerginlik ve öfke gibi pek çok cinsel soruna zemin hazırlar. Hayatınızın streslerini bir kenara bırakın.
8- Seksi akışına bırakın: Cinselliği sürekli zaman, mekan ve koşulların uygun olduğu anda yaşayamazsınız. Çok yorgun olsanız da, bazen kendiliğinden gelişen olaylar ortaya çıkabilir. Bunun keyfini çıkarın.
9- Kendinizi zorlayan hedefler belirlemeyin: Cinsel ilişki sıklığı veya cinsel ilişki süresine değil, partnerinizle birlikte sizde mutluluk ve tatmin yaratan periyodik bir cinsellik yaşamaya odaklanın.
10- Doğru cinsel bilgileri öğrenin: Sertleşme, boşalma ve orgazm konularında şehir efsanelerine inanmayın. Cinsel konuları mutlaka bir uzmana danışın.

Rastgele Konular

kahve insanı zinde tutuyor ama 3 şartla

admin Bilgiler Haziran 5th, 2010 |  Yorum yok »

uzmanlar Günde üç kupa kahve zinde tutuyor diye açıklama yaptılar.

Ünlü kahve markası Nescafe, çıkardığı ‘Kahveyi Yeniden Keşfedin’ isimli kitapçıkta kahve tutkunlarını rahatlatacak bilgiler veriyor. İşte kahveyle ilgili doğru sandığımız yanlışlar…

BAĞIMLILIK YAPTIĞI GERÇEK Mİ?
Hayır, kahve bağımlılık yapmaz! Düzenli kahve içmekten zevk almak bir alışkanlık olarak tanımlanabilir. Ayrıca kahvenin bir uyarıcı olarak etki ettiği ve bizi uyanık tuttuğu bilinmektedir. Ancak bu olgu, bağımlılıkla karıştırılmamalıdır.

SU KAYBINA NEDEN OLUR MU?
Kahvedeki kafein, idrar miktarını artırabilir. Ancak orta düzeyde kahve tüketimi, (günlük 4-5 fincana kadar) içilen suyla aynı miktarda bir etki yaratır.

KEMİK ERİMESİNE YOL AÇAR MI?
Yakın zamanda yapılan bir araştırma, üriner kalsiyum boşaltımının kafeinli içecekler içildikten sonra biraz yükseldiğini gösterse de; kafeinin etkisi, gün içerisinde azalan kalsiyumu dengeler. Dolayısıyla herhangi bir osteoporoz oluşumu veya kemik yoğunluğu üzerindeki etkisinin önemsiz olduğu ortaya çıkarılmıştır.

NE KADAR KAHVE İÇİLMELİ?
Kahvenin bize canlılık katmasını sağlayan maddelerin en başında kafein gelir. Kafein, dünya üzerinde en az 63 çeşit bitkinin yapraklarında, tohumlarında ya da meyvelerinde bulunan bir maddedir. Kafeinin en çok bilinen kaynakları arasında kahve, çay, bazı içecekler ve çikolata yer almaktadır. Sağlık ve beslenme uzmanları, gün içerisinde yetişkinlerde 300 mg. kafein alımını, çocuklarda ise vücut ağırlığının kilogramı başına 2 mg. kafein alımını normal olarak tanımlamaktadır. Yani gün içerisinde üç kupa çözünebilir kahve, çay ve 80 gram çikolata tüketerek orta düzeyde kafein tüketmiş oluruz. Bu da vücudu zinde tutar.

UYKU KAÇIRDIĞI DOĞRU MU?
Hepimizin bildiği gibi kahve, gün boyunca bize itici güç verir. Bu, uykuya geçmeden hemen önce kahve tüketildiğinde, uykuya geçmenin daha uzun zaman alacağı anlamına gelebilir. Ancak araştırmalar, kahvenin uykunun rüya aşamasını kesinlikle etkilemediğini göstermektedir. Uyumaya başlamadan 1-2 saat önce kafeinsiz kahve içmeyi düşünebilirsiniz.

NEDEN EGZERSİZ ÖNCESİ İÇİLMELİ?
Kahve, egzersizden önce içilirse hem içeriğindeki kafein ile fiziksel performansımızı artırır, hem de antioksidanlar ile hücrelerimizi serbest radikallerden korur.

YORGUNLUĞU AZALTIR!
Egzersiz sırasında oksijen tüketimi arttığı için, egzersiz boyunca ve sonrasında hücre hasarına yol açan serbest radikal oluşumunda da önemli artışlar yaşanır. Bu durumda da vücudumuz, antioksidanları, bu hasarın gerçekleşmesini önlemek için kullanır. Bu işlem sırasında belli antioksidanlardan belli miktarlarda yararlanılır. Kahvede bulunan kafein de performansı artırır ve yorgunluk hissini azaltır.

KAHVE SELÜLİT YAPAR MI? KAHVE SELÜLİT
Kahvenin selülit nedenleri arasında gösterilmesi uzun yıllardan beri süregelen bir yanılgıdır. Selülit, kilo problemi olmayan kadınlarda da görülebilen, ‘hapsedilmiş yağ’ olarak da tanımlanır. Kahvenin içeriğinde bulunan kafein, selülit sorununu tetiklemez. Tam tersine, yağı ayrıştıran enzimleri harekete geçirir.

NESCAFE’DEN ÜÇ YENİ ÜRÜN!
Dünyanın ve Türkiye’nin ünlü kahve markası Nescafe, üç yeni ürününü piyasaya sundu. ‘Nescafe Greenblend’ içerdiği yeşil kahve çekirdekleriyle daha fazla antioksidan içeriyor. ‘Nescafe Lif Aktif’ bağışıklık sistemini güçlendiriyor. ‘Nescafe Vita Lift’ ise içerdiği siyah üzüm çekirdeğiyle cildi güzelleştiriyor.

CEP TELEFONLARI KANSER YAPAR MI SORUSU VE YANITI

admin Genel Mayıs 28th, 2010 |  Yorum yok »

Cep telefonlarının kanser yaptığına dair HERHANGİ BİR KANIT YOK YANLIŞ DUYMADINIZ

Dünya Sağlık Örgütü ve Uluslararası Kanser Araştırmaları Ajansı’nın desteğiyle, Interphone’un 10 yıldır, 13 ülkede 30 yaş üstü beş binden fazla katılımcı ile gerçekleştirdiği araştırma ilginç bir sonuca ulaştı. Bu sonuca göre cep telefonlarının kansere yol açtığına ilişkin kesin bir kanıt yok! Teknoloji Bilgilendirme Platformu Başkanı Serhat Özeren, yapılan araştırmada her 100 bin kişi içinde yedi kişinin rahatsızlandığına dikkat çekerek, “Genel anlamda bir risk artışı bulunmuyor” dedi.

>> ,

Bu 4 belirtiye dikkat etmemiz gerekiyor…!

admin Genel Mayıs 12th, 2010 |  Yorum yok »

www.ismailagar.com adresinden aldığımız yazıyı sizler ile paylaşıyoruz umarız işinize yarar saygılar. nedenleritedavisi.com

Kadınların erkeklere oranla daha çok yakalandığı metabolik sendromun 4 belirtisi; yüksek tansiyon, bel çevresinde genişleme, yüksek kolesterol ve şekerde yükselme. Özellikle bel çevresi kalınlaşması ciddi bir tehlike…

Metabolik sendrom çoğu sorunu da beraberinde getiriyor. Pek de önemsenmeyen belirtiler veriyor üstelik. Neler mi o belirtiler: Yüksek tansiyon, bel çevresinde genişleme, yüksek kolesterol, şekerde yükselme. Çağın hastalığı metabolik sendrom dünyada hızla yaygınlaştı.

Stres arttıkça, hareketsiz yaşam koşulları yaygınlaştıkça bizlerde nasibimizi aldık. En çok etkilenenlerde masa başında oturan, yoğun stres yaşayan ve düzensiz beslenen kişiler oluyor. Araştırmalar kentlerde yaşayanların metabolik sendromla büyük ölçüde karşı karşıya olduğunu gösteriyor. Metabolik sendrom başta kalp damar hastalıkları, şeker, felç ve obezite olmak üzere bir çok sağlık sorununun hazırlayıcısı. Kadınlar erkeklere göre metabolik sendroma daha yüksek bir oranda yakalanıyor.

BELDE GENİŞLEME YAŞAYANLAR

4 belirti size metabolik sendromu haber veriyor. Yüksek tansiyon, bel çevresinde genişleme, yüksek kolesterol, kan şekerinde yükselme. Bu 4 belirtiden 2 ya da 3`üne sahipseniz risk altında olduğunuzun habercisidir. En fazla erkekler gibi görünse de kadınlar arasında çok yaygınlaşan bel göbek ve karın çevresi yağları için önemli iki hatırlatmam olacak.

GÖRÜNMEYEN YAĞLARA DİKKAT

Sadece görünen değil görünmeyen yağları dikkate almalı ve diyet programıyla birlikte özel tedaviler ve egzersiz programlarıyla bu yağlardan kurtulmayı hedeflemelisiniz. Bu konuda karın bel çevresi iç organ yağlanma ölçümü yapılarak yağlanma miktarınız gözlenmelidir. Araştırmalar her yıl obeziteye bağlı hastalıklardan dünyada 30 bine yakın kişinin öldüğünü gösteriyor.

MEVSiMSEL DİYETLER iÇERiDEN YAĞLANDIRIR

Metabolik sendromun en sevdiği mevsimsel diyetlerdir. Kısa zamanda zayıflamak için yaptığınız diyetler ve hızla geri aldığınız kilolar bilinçsizce sarıldığınız ilaçlar geri dönüşü olmayan bir yol gibidir. Vücudunuz sandığınızdan çok daha akıllıdır. Şok diyetler, yetersiz kalori alamadığınız kopyala yapıştır diyet programları, protein eksiği ,vücutta `kıtlık“ sinyalleri başlatır. Beynin bu sinyal ile iç organlar yaşamı sürdürmek için yağ depolamaya başlar. Ve bu iç organlar çevresinde biriken yağlar metabolik sendrom için çalışmaya başlar.

PANİKATAK SORUNU

Yapılan çalışmalar beslenme ve panikatak arasında ilİşki olduğunu göstermiştir. Panik atak belirtisi olan kişilerin yüzde 90`ında kan şekeri oranlarında farklılık olduğu belirlenmiştir. Hazmı zor gıdaların sindirimi için daha çok enerjiye ihtiyacı olan vücut bu enerjiyi sağlamak için daha çok kan pompalanmasına gereksinim duyacak kalp ritmini arttırmaktadır. Panikatak sorunu yaşıyorsanız vücudunuz bu durumu nöbetlerin belirtilerinden biri olan çarpıntı olarak algılayacak ve gerçek nöbeti tetikleyebilecektir. Panikatak belirtilerine benzer belirtilerin ortaya çıkmasını engellemek için beslenmenizi sağlıklı ve bilinçli şekilde oluşturmanız gerekmektedir. Hazmı zor olan gıdalardan uzak durmanızda fayda var.

`METABOLiK SENDROM RiSK GRUBU`NDA MISINIZ?

Aşağıdaki koşullar altındaysanız metabolik sendrom risk grubunda olabilirsiniz.

MASA BAŞINDA ÇALIŞANLAR

STRES ALTINDA YAŞAYANLAR

DÜZENSİZ BESLENENLER

KİLO SORUNU OLANLAR

BEL ÇEVRESİNDE GENİŞLEME YAŞAYANLAR

NE YAPMALI?

Masa başında çalışanlar ve stres altında yaşayanlar

Bu grubun en büyük sorunu hareketsizliktir. Bununla birlikte bu kişiler kalori alımına dikkat etmiyor ve düzensiz besleniyorsa yaşadığı kilo artışı metabolik sendrom riskini yükseltmektedir. Bu kişiler içinde zayıf olanlar içinde aynı durum söz konusudur. Görünmeyen bel ve karın çevresinde iç organ yağlanma olasılıkları aynı riskleri taşımalarına neden olacaktır. Stres vücudun sistemli işleyen düzenine darbe vuran bir faktördür.

Stresin neden olduğu ekstra dışsal faktörler buna eklendiğinde tehlike daha da büyür. Stresli kişilerin uyku ve yaşam şekillerinde düzensizlik vardır, beslenmeleri ya aşırı şekerli ya da eksiktir. Sigara alkol kullananlar için durum daha büyük tehlike yaratır. Bu durumu kontrol altına almak ve metabolik sendrom riskini önlemek için acil olarak yapılması gereken şey bu kişlerin yaşamlarınındüzene sokulmasıdır. Stresin en aza indirilmesi, kötü kolesterolün düşürülmesi düzenli egzersiz programı ile beslenme programına başlamaları gerekmektedir.

Aşırı kilo tehlike

Aşırı kilolu olan kişiler en yüksek olasılıkta metabolik sendrom adayıdır. Yüksek tansiyon, şeker ve kalp damar hastalıkları kapıda pusu kurmul durumdadır. Bu sebeple tansiyon ve kolesterolü düzenleyecek aynı zamanda kilo vermelerini sağlayacak özel bir diyet programına başlanması önerilir.

Basen yağı mı karın yağı mı estetik mi sağlık mı?

Bel çevresinde oluşan yağların basen bölgesinde biriken yağlardan daha tehlikelidir. Bu yağlar kalp ve damar hastalıkları ile tip-2 diyabete neden olmaktadır. Bu nedenle mevsimsel estetik amaçlı zayıflama ve incelme çabaları yerine kilo kontrolünün sağlık açısından ne derece önemli olduğunun bilinciyle yol almak gerekir.

Metabolik sendrom karşıtı beslenme

Kızartma, fast food ürünler, sakatat, şarküteri ürünleri, tuzlu salamura, beyaz un ve şeker, işlenmiş gıdaları beslenme listenizden çıkarmalısınız. Bunun yerine lif içeriği yüksek, bol sebze ve meyve ağırlıklı bir diyet ve beslenme programı seçmelisiniz. İç yağlanmanın artmasına neden olan alkol metabolik sendrom ve gizli obezitenin hazırlayıcısıdır.

Dr. İsmail AĞAR

Hareketsiz kalmamaya dikkat edin spor yapın

admin Genel Sağlık Mayıs 8th, 2010 |  Yorum yok »

özellikle bilgisayar başında oururanlar hareketsiz kalıyor. düzenli egsersiz yapamıyorlar bu durum onlar için bel fıtığı habercisi olabilir. çünkü hareketsiz yaşan ve spor yapmama gibi faktörler kadın erkek ve yaş gurubu syrımı yapmadan bel fıtığını tetikliyor

fast food yemek sabırsızlaştırıyor

admin Genel Sağlık Mayıs 8th, 2010 |  Yorum yok »

Amerikada yapılan bir araştırmaya göre fast food’un sağlık üzerindeki olumsuz etkilerine bir yenisi dahaeklendi. uzmanlar fast food’un hızlı servis edildiğini. ve insanları sabırsızlaştırdığını söyledi.

Mastürbasyon yapmak saç dökermi (soru ve cevabı burada?

admin Cinsellik Mayıs 6th, 2010 |  Yorum yok »

geçenlerde bir 17 yaşındaki denizliden arkadaşımız mastürbasyon saç dökermi diye soru sormuştu: bende netteki araştırdığım bilgilere dayanarak şunu söyleyeyim kesinlikle dökmez! bazı gençlerde sivilce çıkar mı diye aklında çok soru var hayır arkadaş mastürbasyon yüzde sivilce çıkarmaz. bunu yıllar önce bir konferansta doktorlardan öğrenmiştim. aşırı mastürbasyon yapmakta bir bağımlılıktır. bu bir psikolojik etmendir irade ile ilgilidir kendinize hakim olursanız bu işten kurtulabilirsiniz enerjinize yazık be : )

Rastgele Konular

>> , , ,

Televizyon izleyen çocuklar matematikte başarılı olamıyor

admin Çocuk Sağlığı Mayıs 6th, 2010 |  Yorum yok »

küçük yaşlardaki çocukların aşırı derecede televizyon izlemeleri daha sonraki ilerleyen yaşlarda matematik dersinden vasat kötü sonuçlar aldıığ ortaya çıktı ve bu çocuklat diğer arkadaşları tarafından dışlanıyor.

Ateşi olanlar sevineceksiniz

admin Genel Sağlık Mayıs 4th, 2010 |  Yorum yok »

Gerek kokusu ve görünüşü itibarı ile çilek tam bir ateş düşürücü. uzmanların açıklamasına göre: çilek ateşi düşürmede yardımcı oluyor. o halde bol bol tüketmek gerekiyor

Sayfa 1 I 355123456789101520...Son »